SANAYİDE TEKNİK ELEMAN İHTİYACI VE MESLEK LİSELERİNİN ROLÜ Doç. Dr. Murat ERDAL Sanayide üretimin ve ihracatın artmasıyla birlikte Meslek Liseleri Türkiye’nin yeniden gündemine girdi. Gündeme gelişin arkasında büyük sanayi kuruluşlarının üretim kalitesine doğrudan etki eden nitelikli ara eleman ve orta kademe yönetici bulmadaki eksiklikleri rol oynadı. “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” sloganının arkasında yer alan en önemli faktör budur. Uzun dönem gözardı edilen Meslek Liseliler, ihracat arttıkça ve ekonomi büyüdükçe aranır hale geldiler. Üretim yapan her işyerinde mutlaka Meslek Liseli bir ustabaşı, şef veya üretim müdürü görürsünüz. Üretim bilgi birikimi, beceri ve sorumluluk gerektirmektedir. Üretim yapmak zor bir iştir. Sabır ve fedakarlık ister. Küçük yaşta teknik ve mesleki eğitim almış ve daha sonrasında işyerinde uzun yıllar boyunca sebat eden kişiler, iş yerlerinin ayakta durmasında büyük öneme sahiptirler. Bu kişiler çalışma ortamındaki disiplin, çalışma ahlakı ve kültürün yaratılmasında doğrudan söz sahibidirler. Makineleri çalıştıran, gece gündüz fedakarlıkla üretim yapan insanlar, ter akıtan emek harcayan çalışanlar; işçiler, ustabaşılar ve mühendislerdir. Bu kitle içinde Meslek Liseli olmak bir ayrıcalıktır. Her zaman ülke ekonomisi ve işletme başarısında en büyük pay Meslek Liselilere aittir. Ben Meslek Liseli değilim, fakat Meslek Liseli çok arkadaşım var. Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü tamamladım. Mühendislik okurken daima şunu gözlemledim. Meslek Liseli öğrenci arkadaşlar, (Maçka Endüstri Meslek Liseli arkadaşlar) daima Teknik Resim ve Laboratuar benzeri derslerde bir adım önde oldular. Çünkü ortaöğretimde temel teknik bilgileri almış, cihazları tanımışlardı ve teknik resim için elleri yatkındı. Dolayısı ile mezun olduktan kısa süre sonra da iş buldular, fabrikalarda tercih edildiler. Zamanla orta ve üst kademe yöneticiliğe yükseldiler, şimdi ise fabrika müdürü oldular. Onları canı gönülden kutluyorum.
Meslek Liseleri Eğitim Politikaları Türkiye, teknik ve mesleki eğitim almış gençlerin yetiştirilmesi ve iş yaşamına kazandırılması konusundaki planlamalarına hız vermiştir. Zaman zaman kesintiye uğramış ve farklı perspektiflerle bir takım planlamalar yapılmış olsa da, son dönemde çok çeşitli alanlarda bölümlerin açılmış olması sevindiricidir. Bazı teknik alanlarda branş öğretmenlerinin ve meslek kitaplarının sınırlı sayıda olması elbette öğretim kalitesine etki etmektedir. Fakat unutulmamalıdır ki, başlamak işin yarısıdır ve Türkiye bu problemleri aşacak kapasitededir. Sanayi kurumları ve Meslek Liselerinin karşılıklı işbirliği her iki kesim için de bir zorunluluk aynı zamanda bir paylaşım fırsatıdır. Öğrenci ve öğretmenlerimiz sanayide, yani uygulamadaki gelişmeleri yerinde takip edebilmektedirler. Sanayiden uzmanlar derslere konuşmacı olarak davet edilmekte, seminerlere katılmaklardır. Sanayi, hiç olmadığı kadar Meslek Liselerine maddi ve manevi destek olmaktadır. Birçok alanda okulları, sanayiciler ve/veya onların bağlı olduğu sivil toplum örgütleri kurmakta ve geliştirmektedirler. Ayakkabı, Deri ve Lojistik Meslek Liseleri bu örneklerden sadece birkaçıdır. Girişimciler uluslar arası alanda rekabet avantajı elde etmeninin yolunun gençleri hazırlamaktan, genç beyinlerden geçtiğinin farkına varmışlardır. Meslek Odaları, sivil toplum örgütleri, sanayiciler Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği için hiç olmadığı kadar isteklilerdir. Staj İmkanları Öğrencilerin Geleceğe Hazırlanmasında Çok Önemli İşyerlerinin Meslek Liseli öğrencilere okul döneminde yarı zamanlı, yaz döneminde ise tam zamanlı staj veya iş imkanı sağlamaları gençlerin geleceğe hazırlanmalarında çok önem taşır. Staj, çalışma ortamının öğrenilmesi, bilgi ve beceri düzeyinin gelişmesi ve bireyin olgunlaşması açısından büyük yarar sağlamaktadır. Stajyerleri kendi halinde bırakmak, ayak bağı olarak görmek veya önemsiz işlere kanalize etmek çok eski ve sığ bir anlayışı temsil etmektedir. İşyerleri, günümüzde stajyerleri “gelecekteki personelimiz” olarak görmektedir. Yöneticiler kendisini geliştiren, araştıran sorgulayan sorumluluk sahibi öğrencilere yatırım yapmakta ve onları bursla ödüllendirmekte, ilişkilerini sürdürerek yakınlık kurmaktadırlar. Bilgi, beceri, yetenek düzeyi ve çalışma ahlakı belirsiz yeni mezunlara göre kendi işyerinde staj yapmış, iş deneyimi kazanmış güvenilir gençler avantajlıdırlar. İşletme içinde yetişen bu gençler uyum problemi yaşamadan hızla üretim süreçlerine katılmaktadırlar. Staj, öğrenciler açısından işbaşı eğitim ve yaşayarak öğrenme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Stajyer gençlerden bir iki gün içinde büyük katma değer beklemek hatalı bir yaklaşımdır. Çocukluktan ergenliğe geçiş zor bir dönemdir. Dolayısı ile bu dönemde zaman zaman duygu, algılama, motivasyon, ilgi, mesleki heyecan, farkındalık, bilinç konularında iniş ve çıkışlar yaşanabilmektedir. Yöneticiler, 14-19 yaş aralığında bulunan hayat deneyimleri sınırlı olduğu, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişim dönemleri biçimlendiği bu dönemde stajyerleri ile iyi iletişim kurmalı, katı ve kırıcı tutumlardan uzak durmalıdırlar. Ebeveynler ve Eğitimciler Meslek Liselerinde okuyan öğrencilerin ve onların gelişiminden sorumlu olan veli ve öğretmenlerin görüşlerini genel hatları ile şu şekilde değerlendirebiliriz. Zaman zaman Meslek Liselerinde söyleşilere davet ediliyorum. Öğrenciler, geleceğe yönelik değerlendirmelerinde, iyi eğitim almayı, iyi bir meslek sahibi olmayı, güzel bir çalışma ortamı, iyi bir kariyeri ve emekleri karşılığında iyi ücret alma hakları dile getiriyorlar. Aslında bu talepler sadece gençlerin değil her yaşta çalışan çalışmayan herkesin arzusu. Evladının “eti benim kemiği senin” diyerek iş hayatına girmesi sözü yaygınlığını ve içeriğini kaybetmektedir. Çocuk yaştaki insanların çalışma yaşamında nasıl yer almaları gerektiği yasal düzenlemelerle sınırlandırılmakta ve şekillendirilmektedir. Çıraklık ve Mesleki Eğitimi Kanunu ve Çıraklık Eğitim Merkezleri önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Eğitim alınmadan hiçbir yere varılamayacağı açıktır. Meslek Liselerinde okuyan öğrencilerin anne ve babaları, öncelikle çocuklarının bir meslek sahibi olmalarını kısa sürede iş hayatına katılmalarını arzulamaktadırlar. “Hayatta çocuğumun bir işi olsun. O işi doğru ve severek yaparsa ömür boyu evini geçindirebilir ve ayakları üstünde bağımsız bir şekilde durabilir” görüşü ebeveynler arasında hayli yaygındır.
Öğretmenler, öğrencilerdeki gözlemlerini şu şekilde dile getirmektedirler.
Gençlere Yönelik Planlamalar
Mesleki Yeterlilik Kanunu ile birlikte Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun kurulması ülkemiz açısından önemli bir kazanımdır. “Ne iş olsa yaparım”, “her işten anlarım” sözleri geçerliliğini kaybetmektedir. Tüm meslek kollarında akredite olmuş, denetimi yapılan onaylı eğitim kurumlarından mevzuata uygun eğitimi almak sertifika sahibi olmak gerekecektir. Ulusal kalifikasyon değerlendirme ve mesleki yeterlilik belgelerinin uluslararası geçerliliği işler hale gelmektedir. Basit bir örnek vermek gerekirse bahçıvan, boyacı, muslukçu veya fayansçılık mesleğini yapmak isteniyorsa ilgili alanda belirlenen eğitimleri tamamlamak mecburiyeti doğmaktadır. Bu gelişme Meslek Liselerindeki bölüm sayısını artırma, müfredat zenginliği anlamını taşımaktadır.
|